1 Milyar Dolarlık Türk Sanayici Nokia 3310'unu Neden Değiştirmiyor?

Bir sanayici iş adamı düşünün;
  1. İSO’ya göre Türkiye’nin 500 büyük sanayi kuruluşu arasında 57. Sırada olan
  2. Yine Özel sektör sıralamasında 51. Sırada olan
  3. Türkiye’nin en çok vergi veren kuruluşları arasında 72. sırada olan
  4. 2000 çalışanı bulunan
  5. Kendi pazarında %75’in üzerinde Pazar payına sahip
  6. Yüze yakın ülkeye ihracatı bulunan
Bir şirketin kurucusu.
Üstelik babadan kalmış bir şirket değil, 1972 yılında babası ve kardeşleriyle birlikte Eminönü’nde bir dükkanda başlamış bir ticaretin bugünkü hali bu.
Bu devasa sanayi şirketinin kuruluşuna ortaokul mezunu olarak imza atan bu sanayici, şirketini büyütürken bir yandan da önce liseyi, sonra üniversiteyi bitirerek 50 yaşından sonra da doktora derecesi alacak kadar da azimli. Üstelik de 50 yaşında bir sanayi devinin kurucusu olarak, derslerini aksatmadan. Yani hakkını vererek.
Yatırımcısı ya da ortağı olmaksızın, halka açılmaksızın bu ölçeğe ulaşmış, 1 milyar USD büyüklüğü aşmış tek Türk şirketi aynı zamanda bu sanayi devi. Daha da büyüyeceği aşikar, sürekli yeni yatırımlarla, yeni pazarlara açılıyor ve bu büyümeyi de yatırım, yatırımcı ya da ortak almadan, kendi öz sermayesiyle sağlıyor.
Sporun ve sporcunun dostu desem, bu dev sanayi kuruluşunun kim olduğunu hemen anlayabilirsiniz.
Fıratpen’den ve kurucusu Nevzat Demir’den bahsediyorum.
Nevzat Demir
İnternette kendisi ile ilgili aradığınızda pek az şey bulabilirsiniz. Mikrofonlara konuşmaz, şov yapmayı pek sevmez. İmaj gibi bir derdi yok ama gerçekten sağlam bir duruşu var.
Aslında bu kadar bilgiyi ardı ardına yazmamın bir nedeni var. Nevzat Demir,  1 milyar USD’ın üstünde bir dev sanayi grubunun sahibi bir sanayici olmasına rağmen, cep telefonunu çıkardığı zaman çok şaşırabilirsiniz. Cebinden gururla çıkardığı cep telefonu Nokia 3310
Gazetelerde defalarca yer edinmiş bu haberi geçtiğimiz günlerde oturup defalarca okudum. Altındaki yorumlara baktım. Ne haberin kaleme alışında, ne de yorumların “yorumlanışındaki” felsefe anlaşılamamıştı.
Belgrad Ormanı’ndaki Pazar koşularımız sırasında Nevzat Demir birdenbire cep telefonunu çıkarttı. Piyasada 20-30 liralar mertebesinde satılan Nokia 3310’u gösterdi.
“Bak” dedi. “Bak, ben bu cep telefonunu 16 yıl önce aldım. Daha da 4 sene kullanacağım. Niye? Çünkü benim 16 yıl önce ürettiğim Fırat markalı pencere tam 20 yıl sapasağlam kalıyor, 20 yıl kullanılıyor. Eğer ürettiğimden daha hızlı tüketirsem, tüketimin elinde oyuncak olurum.
Ya üreterek var olacağız, ya tüketerek yok olacağız.
Garip gelebilir, çok fazla ince hesap yapmış diyebilirsiniz. Ama aslında burada bir cep telefonu ve bir Fırat marka pencerenin çok ötesinde derin bir düşünce sistematiği ve felsefe yatıyor.
Kredi kartları ceplerimize, cüzdanlarımıza özenle yerleştirildi, maaşının 5-10 katına kadar kullanım limiti olan, “borçlu birey”e dönüştürüldük.
Üretimi, sanayi şirketlerinden beklemek, tüketimi kendi üstümüze almak işin kolayı. Ve hiçbir şey için yeterli değil. Ne GSMH için, ne cari açık için, ne temiz bir çevre için, ne de kalkınma için.
Her birimiz bir sanayi kuruluşu gibi davranmadan, üretimimize, tüketimimize, borcumuza, alacağımıza dikkat etmeden, her adımımızı dikkatli atmadan kalkınma mümkün değil.
Nevzat Demir anlayana iyi bir ders veriyor aslında. “Fıratpen nasıl bir üretim devi ise, az tüketerek çok üretiyor ise, ben de bir bireysel üretim deviyim” diyor. “Az tüketir, çok üretirim.
Öğrenci de olsak, çalışan da olsak, ev hanımı da olsak. Tüketimi dengeleyip, bireysel üretimimizi arttırmak geleceğimize, çocuklarımıza olan borcumuzdur, unutmayalım.
Aklımızdan hiç çıkarmayalım, ya tüketerek yok olacağız, ya üreterek var olacağız.


Kaynak : www.omerekinci.com

Bu blogdaki popüler yayınlar

Youtube Oynatma Listesi (Playlist) Toplu Video İndirme

Asp.NET MVC Eğitimi (Örnek Proje )

Mozilla Firefox Yer İmlerinin Yedeğini Almak ve Geri Yüklemek !. ( Resimli Anlatım )